Hukuk Genel Kurulu 2024/666 E. , 2025/224 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/369 E., 2024/271 K.
ÖZEL DAİRE KARARI :Yargıtay ( Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 31.01.2018 tarihli ve
2016/17847 Esas, 2018/1002 Karar sayılı BOZMA kararı
- Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
- Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca usulden bozulmuş, Mahkemece Hukuk Genel Kurulunun usule ilişkin bozma kararının gereği yerine getirilerek yeniden direnme kararı verilmiştir.
- Direnme kararı dâhili davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
- Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
- Davacı vekili; avukat olan müvekkilinin davalının vekili olarak dava dışı üçüncü kişi aleyhine vekâletin kötüye kullanılması nedeniyle alacak davası açtığını, yargılama sırasında taşınmazın değerinin 919.720,00 TL olduğunun belirlenmesi üzerine davalı ile aralarında 92.000,00 TL vekâlet ücretinin ödenmesi hususunda 01.03.2012 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin görevini gereği gibi ifa ettiğini ancak anılan davanın usul ve kanuna aykırı şekilde reddedildiğini, ret kararının müvekkili tarafından temyiz edildiğini fakat henüz temyiz incelemesi neticelenmeden davalının müvekkilini 29.03.2013 tarihinde haksız şekilde azlettiğini, anılan Mahkeme kararının temyiz dilekçesinde belirtilen nedenlerle 20.05.2013 tarihinde bozulduğunu, karar düzeltme isteminin de reddedildiğini, sözleşme ile kararlaştırılan ve hakedilen vekâlet ücretinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine haksız şekilde itiraz edildiğini ileri sürerek vâki itirazın iptaline, takibin devamına, %20 oranından aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabı
- Davalı vekili; azlin haklı nedenlere dayandığını zira davacının müvekkilinin değil oğlu ...’nun talimatlarına uygun hareket ettiğini, gerekli bilgilendirmeleri yapmadığını, hukuki yardımın yetersiz ve ücret sözleşmesinin geçersiz olduğunu, alacak davasında bilirkişinin belirlediği değer üzerinden ıslah yapılmadığı gibi açılan bir ek dava da bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararı
- İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.03.2016 tarihli ve 2014/199 Esas, 2016/146 Karar sayılı kararı ile; azlin haksız ve ücret sözleşmesinin geçerli olduğu, davacının sözleşmede belirlenen ücrete hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, takdiren %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı
- Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
- Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 31.01.2018 tarihli ve 2016/17847 Esas, 2018/1002 Karar sayılı kararı ile; “…Somut olayda, davacı vekaletin kötüye kullanılması nedeni ile alacak davası açmış, işini gereği gibi dikkat ve özenle takip etmiş olup her hangi bir ihmal veya kusuru tespit edilememiştir. Red ile sonuçlanan dava temyiz edilmiş ancak bu aşamadan sonra davacı azledilmiş olup haklı bir azil sebebi ispatlanamamıştır. Bu noktada haksız azil sabit olup, avukat üstlendiği ve başladığı işin hangi aşamada olursa olsun tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir. Nevar ki, davacı henüz başlamadığı ve vermediği hizmetin bedelini de isteyemeyecektir. Hal böyle olunca davacının ücretinin belirlenmesinde ücret sözleşmesi değerlendirilmeli ve buna göre yapılan hukuki yardımlar belirlenmelidir. Öncelikle belirtilmelidir ki ücret sözleşmesi geçerli olup mahkemenin bu yöndeki kabulü yerindedir. Ancak yukarıda değinildiği gibi davacı henüz başlamadığı ve vermediği hizmetin bedelini de isteyemeyecektir.
Sözleşmede, Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/423 Esas sayılı dosyasında açtığı kısmi davada bilirkişi raporuna göre 919.720,00 TL alacağa tamamlanmak üzere ıslah yolu ile ya da ek dava yolu ile rayiç bedele ilişkin farkın tahsili için yapılacak hukuki yardımlar nedeni ile ödenecek bedelin ücret sözleşmesi ile 92.000,00 TL olarak belrilendiği anlaşılmaktadır. Davacı davayı ıslah etmemiş her hangi bir ek dava ise açmamıştır. Dava 30.000,00 TL değer belirtilerek açılmış, ıslah yapılmamış ve bozma sonrası bu miktar üzerinden kabul kararı verilerek kesinleşmiştir. Sözleşme kapsamında davacı ancak 30.000,00 TL üzerinden açtığı kısmi dava için hizmet vermiş bulunmaktadır. Yeni bir ek dava açmış değildir. Sözleşmede bu işlerin tamamı üzerinden 92.000,00 TL ücret belirlendiğine ve bu işlerden ek dava ya da ıslahın yerine getirilmediği anlaşıldığına göre mahkemece ücretin de buna göre belirlenmesi gerekir.
Kısaca, mahkemece davacı avukatın yaptığı işler ile yapmadığı işler arasında oranlama yapılarak ücret belirlenmelidir. Sözleşmeye konu işlemler (kısmi dava, ıslah veya ek dava) ve sözleşmede düzenlenen ücret ( 92.000,00 TL ) için oranlama belirlendikten sonra bu oran sonucuna göre hakedilen vekalet ücreti hesap edilmeli ve hüküm tesis edilmelidir. Aksi hakkaniyete aykırı olduğu gibi avukatın yapmadığı iş için de ücret almasına sebebiyet vereceğinden usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı
- İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli ve 2020/194 Esas, 2021/116 Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesinin yanında, davalı ile karşı tarafı arasındaki uyuşmazlığın davacı avukat tarafından açılan ilk davada nihai olarak sonuçlandırıldığı, sonradan açılan ek davanın ilk davadaki belirlemeler çerçevesinde sonlandırılacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
- Direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2023 tarihli ve 2022/(13)3-917 Esas, 2023/629 Karar sayılı kararı ile; taraf teşkilinin sağlanması gerektiği yönündeki gerekçeyle hükmün usulden bozulmasına karar verilmiştir.
- Mahkemenin 30.05.2024 tarihli ve 2023/369 Esas, 2024/271 Karar sayılı kararı ile; Hukuk Genel Kurulunun usule ilişkin bozma kararının gereği yerine getirilerek önceki hükümde direnilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi
- Direnme kararı süresi içinde dâhili davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
- Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; avukatı sıfatıyla davalı lehine alacak davası yürütürken azledilen davacının azlinin haksız olduğu ve taraflar arasında düzenlenen 01.03.2012 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin geçerli olduğu hususunda Özel Daire ve Mahkeme arasında çekişme bulunmayan somut olayda, davacının sözleşmede belirlenen avukatlık ücretinin tamamına hak kazanıp kazanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
- Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle vekâlet sözleşmesinin açıklanmasında ve vekâlet ücretine değinmekte yarar bulunmaktadır.
- Vekâlet sözleşmesi, somut olayda uygulanması gereken mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 386. maddesinin 1. fıkrasında “Vekâlet, bir akittir ki onunla vekil, mukavele dairesinde kendisine tahmil olunan işin idaresini veya takabbül eylediği hizmetin ifasını iltizam eyler” şeklinde tanımlanmıştır [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) md. 502].
- Vekâlet sözleşmesi ile vekil, müvekkiline karşı iş görme borcu altına girer. Bu bir hizmet edimi, geniş anlamda iş edimi, bir başkası lehine faaliyet de olabilir. Hukuki fiillere ilişkin vekâlette vekil, müvekkilinin menfaatine olarak hukuki işlemler gerçekleştirmek, özellikle subjektif haklar iktisap etmek, kullanmak ve devretmeyi yükümlenir (Türker Yalçınduran,: Vekâlet Sözleşmesinde Ücret, Ankara 2007, s. 35).