1. Hukuk Dairesi 2025/2402 E. , 2025/4431 K. "İçtihat Metni" Esas No : 2025/2402 Karar No : 2025/4431

I. BAŞVURU ... Sigorta A.Ş. vekili Avukat ... ... Bölge Adliyesi Başkanlar Kuruluna verdiği 13.02.2025 havale tarihli dilekçesi ile 12.08.2003 tarihli Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Genel Şartları'nın zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkını düzenleyen B.4.d bendinde, "tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin uyuşturucu veya keyıf verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay, yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeni ile aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa" sigortacının sigorta ettirene rücu edebileceğinin düzenlendiğini, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ve halen yürürlükte olan ZMSS Genel Şartları'nın B.4.c bendinde ise "Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar" için sigortalıya rücu edilebileceğinin düzenlendiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı KTK) 48/1 hükmünün 11.06.2013 tarihindeki değişiklikten önce, "uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır" şeklinde iken 11.06.2013 tarihindeki değişiklik ile "uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır" şeklinde düzenlendiğini, gerek ZMMS Genel Şartlarında gerekse 2918 sayılı KTK'nın 48/1 hükmünde yapılan değişiklikle "güvenli sürüş yeteneği"ne bağlı kalınmaksızın Karayolları Trafik Yönetmeliği kapsamında belirtilen yasal sınırlar üzerinde kullanılmasının baz alındığını, buna göre 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMMS Genel Şartları hükmü ve 2918 sayılı KTK'nın 48/1 hükmü çerçevesinde sigortacının, sigortalıya rücu hakkında kazanın salt/münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmesinin aranmayacağını, Bölge Adliye Mahkemeleri arasında "ZMMS Genel Şartları B.4.c bendine dayalı rücuen tazminat istemlerinde aracın ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce kullanılması sırasında meydana gelmesinin yeterli olduğu, kazanın ayrıca münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşmesinin zorunlu olup olmadığı hususunda verilen kesin kararlar arasında uyuşmazlık meydana geldiğini, ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin, ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin, ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmesinin gerekli olmadığı görüşünde iken ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin kazanın meydana gelmesinde münhasıran alkolün etkili olmasını aradığını, aynı konuya ilişkin olarak Hukuk Daireleri arasındaki hukuki uyuşmazlığın giderilmesi gerektiğini ileri sürerek ... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna başvurmuştur.

II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI ... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 19.02.2025 tarihli ve 2025/4 E. sayılı kararı ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin uyuşmazlığa konu kararları hakkında 02.10.2024 tarihli 2022/7285 E., 2024/8513 K. sayılı ve 26.09.2024 tarihli 2022/3237 E., 2024/8207 K. sayılı ilamlarında ayrı ayrı, 01.06.2015 tarihinden sonra meydana gelen 22.07.2018 tarihli kazada oluşan tazminat istemli davada kaza anında her ne kadar sigortalı araç sürücüsü alkollü ise de kaza salt alkol nedeniyle meydana gelmediğinden teminat şartlarının kalkmadığı yönünde hüküm kurduğu, ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince de Yargıtayın bu görüşünü benimser nitelikte "kazanın rücu şartlarının oluşması için kazanın münhasıran alkolün etkisinde olması şartı arandığı" şeklinde verilen kararın Başkanlar Kurulunca oybirliği ile benimsenerek, ... Sigorta A.Ş. vekili Avukat ...'nün 11.02.2025 tarihli ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi ve diğer Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi talebinin kabulü ile 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un (5235 sayılı Kanun) 35/3 hükmü gereğince Yargıtay'a gönderilmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR A. ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2022/1084 E., 2025/67 K. sayılı ilamı ile Yargıtay 17. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin alkollü sürücüyle ilgili yeni genel şartlara göre verilmiş bir kararına rastlanmadığı, ancak 01.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.5. maddesinde "Aracın, uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar" teminat dışı sayılmış olup Kasko Sigortası Genel Şartları'nda da Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü olma koşulu belirtilmiş olsa da Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28.06.2021 tarihli 2021/15097 E., 2021/3716 K. sayılı ve 10.12.2018 tarihli 2018/4623 E., 2018/11940 K. sayılı kararlarında yine mevzuattaki alkol sınırı değil alkolün kazanın meydana gelmesinde münhasıran etkili olması koşulunun arandığı, buna göre yeni genel şartlarda mevzuatta belirlenen sınırın üzerinde alkol alınması teminat dışı hal olarak belirtilse bile alkolün kazanın oluşumunda münhasıran etkili olması gerektiği sonucuna ulaşıldığı, somut olayda kazanın salt alkolün etkisiyle gerçekleşmediği dolayısıyla teminat dışı halin söz konusu olmadığı ve davacının davalı sigortalıya rücu edemeyeceği sonucuna varılmakla; mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir.

B. ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2022/1114 E., 2022/929 K. sayılı ilamı ile 01.06.2015 tarihinden önceki Sigorta Genel Şartlarında kazanın münhasıran alkol etkisi ile meydana gelmiş olması aranırken, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Sigorta Genel Şartlarında kazanın, aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelmesinin rücu için yeterli sayıldığı, kaza tarihi olan 05.12.2015 itibarıyla davanın 01.06.2015 tarihli Genel Şartlara tabi olduğu, anılan genel şartlar uyarınca kazanın tek başına mevzuat kapsamında yasal sınırların üzerinde alkollü sürücü tarafından meydana gelmiş olması halinde rücu koşullarının gerçekleştiği kabul edilmekte olup, aynı zamanda davacı sigortacı tarafından davalı sigortalı sürücünün olay yerini terk etmesi sebebiyle olay yeri terk rücu sebebine de dayanıldığı, İlk Derece Mahkemesince dosya arasına alınan ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.03.2018 tarihli 2016/472 E., 2018/227 K. sayılı kararı ile davalı sigortalı ....'nın kaza sırasında 1,45 promil alkollü olarak araç kullandığı kabul edilerek taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçu nedeniyle 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın istinafı üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 12.07.2018 tarihli 2018/1912 E., 2018/2101 K. sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve kararın bu şekilde kesinleştiği anlaşılmakla, davacının davalıdan rücuen talepte bulunabileceğinin görüldüğü, İlk Derece Mahkemesince kesinleşen ceza mahkumiyet kararında olayın gerçekleşmesine ilişkin kabulü de gözetilerek davacının zarar gören üçüncü kişiye yaptığı ödemenin yerinde olup olmadığına dair rapor aldırılarak oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davacının olay yeri terk sebebine ilişkin iddiası hiç değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine kesin olmak üzere karar verilmiştir.

C.... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2019/1182 E., 2021/1705 K. sayılı ilamı ile 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMMS Genel Şartlarının B.4.c. bendine göre, aracın ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce kullanılması sırasında olması yeterli olup, kazanın ayrıca münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşmesinin zorunlu olmadığı, mevzuatta belirtilen alkol oranının ise Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. hükmünün b-2 bendine göre 0.50 promil alkol olarak belirlendiği, dosya kapsamında bulunan 22.07.2015 tarihli poliçe örneğine göre sigorta sözleşmesinin tarafı davalı olup, sigortalı aracı kullanan sürücünün 2.53 promil alkollü olduğu sırada yaptığı kaza nedeni ile üçüncü kişiye verdiği zararı ödeyen davacı sigorta şirketinin davalıya rücu hakkının doğduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir.

D.... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2018/1401 E., 2019/25 K. sayılı ilamı ile 01.06.2015 tarihinden önce yürürlükte bulunan genel şartların B.4.d bendinde rücu hakkı düzenlenirken olayın alkollü içki almış olmaları nedeni ile aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri gelmesi halinde yani kazanın salt alkollü araç kullanmadan meydana gelmiş olması halinde rücu hakkının olduğu düzenlenmiş iken, yürürlüğe giren yeni genel şartlarda yasal sınırın (0,50 promilin) üstünde alkol alınarak araç kullanılması halinde rücu hakkının bulunduğunuun düzenlendiği, her ne kadar Mahkemece kazanın sırf alkol sebebi ile meydana gelip gelmediği konusunda araştırma yapılıp, bu sebeple kaza meydana gelmediğinden davanın reddine karar verilmiş ise de poliçe, kaza tarihi ve genel şartların B.4.c bendi dikkate alınarak sürücünün 1,69 promil alkollü olması sebebi ile rücu şartlarının gerçekleştiği anlaşıldığından varılan sonucun hatalı olduğu,... mahkemece aktüerya bilirkişisinden, davacının ödeme yaptığı tarihteki verilere göre, davalının müterafik kusur iddiası ve sürücünün kusur oranı dikkate alınarak tazminat hesaplaması yaptırılması ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre tazminata karar verilmesi gerektiği halde, eksik inceleme ile davanın esasıyla ilgili deliller toplanmadan karar verildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine kesin olmak üzere karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık, Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği ile ZMMS Genel Şartlarında yapılan değişikliklerle "alkollü içki almış olmaları nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş" olma şartının ilgili hükümlerden çıkartılmış olması karşısında, ZMMS sigortacısı tarafından kendi akidi olan sigortalı aleyhine açılan rücuan tazminat davalarında, kazanın münhasıran alkolün etkisinde meydana gelmiş olma şartının aranıp aranmayacağı noktasında toplanmaktadır.

B. İlgili Hukuk 1. 2918 sayılı KTK'nın 48/1 hükmü, 95. maddesi 2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1409, 1485 vd. hükümleri 3. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin (KTY) 97. maddesi 4. 12.08.2003 tarihli ZMMS Genel Şartları'nın B.4.d bendi 5. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın B.4.c bendi

C. Değerlendirme Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavram ve mevzuatın belirtilip değerlendirilmesi gerekmektedir.

  1. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği, sürücülerin uyması gereken kuralları düzenlemiştir. Bu bağlamda, alkollü araç kullanmaya ilişkin hükümlere de yer verilmiştir.

2918 sayılı KTK'nın 48/1. maddesi, 11.06.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6487 sayılı Bazı Kanunlar ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 19. maddesi ile değiştirilmesinden önceki halinde, "....alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır..." hükmünü düzenlemişti. Ancak, 11.06.2013 tarihinde yapılan değişiklikle Kanunun 48. maddesinin birinci fıkrasında, "...Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır..." hükmü getirilmiştir. Bu maddenin altıncı fıkrasında, "...Yapılan tespit sonucunda, 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 179. maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanacağı; maddenin yedinci fıkrası ile de, hususi otomobil sürücüleri bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde, ayrıca TCK'nın ilgili hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.

2.KTY'nin 18.07.1997 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan değişiklikten önceki halinde, “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “Alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı” kenar başlığı altında; Alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promilin üstünde olanların araç kullanamayacakları düzenlenmişti. Ancak yürürlükte olan Yönetmeliğin değişik 97. maddesinin birinci fıkrasında ise, "...Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile kanlarındaki alkol miktarı 0.50 promilin üzerinde olan hususi otomobil sürücülerinin ve kanlarındaki alkol miktarı 0.20 promilin üstünde olan diğer araç sürücülerinin karayolunda araç sürmeleri yasaktır...." hükmüne yer verilmiştir.

3.Yine mülga 12.08.2003 tarihli ZMMS Genel Şartları'nın "Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının İşletene Rücu Hakkı" başlıklı B.4. maddesinin (d) bendinde, "...Tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin uyuşturucu veya keyıf verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay, yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeni ile aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa" sigortacının, sigorta ettirene rücu edebileceği düzenlenmesine yer verilmişken, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ve halen yürürlükte olan ZMSS Genel Şartları'nın değişik B.4.c bendinde "Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar" için sigortalıya rücu edilebileceğinin düzenlendiği görülmektedir.

Söz konusu mevzuat hükümlerinin halen yürürlükte bulunan değişik hallerinde, eski hükümlerde yer verilen "güvenli sürüş yeteneğini kaybetme" ibaresine yer verilmediği görülmektedir.

  1. 2918 sayılı KTK'nın 95. maddesi uyarınca, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez, ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.
  2. TTK'nın sigorta hukukunun genel hükümleri kısmında "sigortanın kapsamı" kenar başlıklı 1409. maddesinde sigortacının, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir. Aynı hüküm 6102 sayılı TTK'nın 1485. maddesi gereğince sorumluluk sigortaları bakımından da uygulama alanı bulacaktır.
  3. Alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olan kişilerin davranışlarında değişme olmakta, fizyolojik ve metabolik reaksiyonlarda bozukluk meydana gelmekte, sinir sistemi üzerindeki etkisiyle psikolojik anormallikler ortaya çıkmaktadır. Yine sarhoş olan kişinin duygu, düşünce, idrak (algılama) yetenekleri değişmekte, koordinasyon ve motor fonksiyonlarında bozukluklar görülmektedir. Alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığının insanın ruh ve beden sağlığı üzerinde yaptığı tahribat tıp biliminin araştırma konusuna girmekle birlikte, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen kişinin araç kullanması 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK)’nun 179. maddesinin üçüncü fıkrasına uyan somut tehlike suçunu oluşturmaktadır. Somut tehlikenin varlığı için, kişinin salt alkollü veya uyuşturucu maddenin etkisinde olması yeterli değildir. Salt alkollü olmak sadece soyut tehlike oluşturan 2918 sayılı KTK’nın 48. maddesine uyan kabahati oluşturacaktır (Parlar, Ali/ Hatipoğlu, Muzaffer: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Yorumu, ..., 2007, s. 1360 vd., Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.03.2022 tarihli, 2019/(17)4-816 E., 2022/375 K. sayılı ilamı).
  4. 2918 sayılı KTK'nın anılan hükümleri, sorumluluk hukukuyla ilgili düzenlemeler değil, cezai ve idari yaptırıma ilişkin düzenlemeler getirmektedir. Diğer bir ifade ile anılan Kanun hükümleri tehlike suçunu ve kabahat oluşturan eylemleri düzenlemektedir. 2918 sayılı KTK'nın hem eski hem de yürürlükte olan düzenlemelerine göre tehlike suçunun oluşması için kazanın alkolün etkisinde oluşması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile kişinin alkollü haliyle kaza arasında nedensellik bağının bulunması gerekmektedir. Kabahat oluşması için salt alkollü olmak yeterli kabul edilmelidir. Zira salt alkollü olmak soyut tehlike oluşturmaktadır. Uyuşmazlığın ait olduğu sorumluluk hukukunda ise durum farklıdır.